Komplo Teorisi
Okulda öğretmen tarafında bir komplo teorisi yazsanız ne yazardınız diye sormuştu.Bana sıra gelince demiştimki dört kitapta yazılan kıyameti aslından tanrı değil insanların gercekleştireceğini söylemiştim.Bunun dayanakları ne diye sormuştu? ilgisini cekmiş ve benim komplo teorimi sonuna kadar dinlemek istedi. Bunun üzerine bunu iki dayanak üzerinde düşünüle bileçeğini belirtip.İlk teorim şu demiştim. Malum insanlık hızla nükler güç elde etmek için büyük bir savaşım halinde.Bir cok ülkede bu nükler güçe ulaşıldı.Eski soğuk savaş nükler silah kulanmadan atlatıldı ama yeni düzende herkes kapitalizmi benimsediğinden mutlak bunların cıkarları bir noktadan sonra çakışacak ve bir daha geri dönülemiyecek.Kesinlikle nükler silah kulanacaklarınıda aralarındaki mesafeden kaynaklanacağını söylemiştim ve mutlak zafer elde etmek istediklerinden.Malum eskiden bir ABD de bir Rusyada vardı.Şimdi bir sürü ülkede nükler güç var.Bu da artık arabuluculara şans vermeyecek. İkinçi komplo teorimde dünya nufusunun giderek yaşlanmasına bağladım.Gelişmiş ülkelerin insanları üremenin zorluğuna katlanmıyorlar.Herkes doğasına yabancılaşmış durumda.Geri kalmış ülkelerde ise doyuramadıkları için ve savaşın hiç eksik olmamasında dolayı ve küresel ısınmada buna tuz biber ekecek ve yaradana gerek kalmadan kıyamet gercekleşecek. Bunun süresi nedir diye sordu.Ben iyi bir komplo teorisyeni olarak şunu diye bilirim yaradan müdahele etmese en fazla bir kuşak.
Kanlı Gömlek
Bu olay, Marmara Üniversitesi Ingiliz Dili ve Edebiyati Bölümü’nü 1993 yilinda bitiren Dilek isimli bi kizin basindan geçmis. Böyle anlatiliyo, soyadi yok Dilek bi gün okuldan çikmis, durakta minibüs bekliyomus. Yalniz korkunç da yagmur yagiyomus bu arada. Kizin önüne bi araba yanasmis. Iyi giyimli, temiz yüzlü bi genç, Yanlis anlamayin ne olur. Ben de yakin zamana kadar ögrenciydim. Islanmayin, gelin ben sizi uygun bi yere kadar birakayim demis. Dilek kiz, basta biraz tereddüt etmis ama çocugun iyiniyetine inanmis ve arabaya binmis. Yolda sohbet filan etmisler. Hoslanmislar birbirlerinden. Çocuk, Lütfen izin verin sizi evinize birakayim. Bakin yagmur da iyice hizlandi demis, Dilek kabul etmis taabi. Sohbet iyice koyulasmis. Kizin evine gelmisler, bu arada telefon degis tokusu yapmayi da ihmal etmemisler. Dilek çok etkilenmis çocuktan. O hafta her telefon çaldiginda yüregi hop etmis, Ay benimki mi ariyo? diye telefona kosmus. Ama arayan olmamis maalesef. Dilek yüzünü kizartip çocugu aramaya karar vermis, Belki numarami kaybetmistir, n’olucak ki ben arasam deyip kandirmis kendini. Telefonu aglamakli bi kadin sesi açmis. Meger teyze, bizim çocugun annesiymis ve hiçkira hiçkira, oglunun trafik kazasinda öldügünü söylemis. Anlattiklarindan Dilek anlamis ki, çocuk onu biraktiktan 5 dakika sonra yapmis kazayi. Keske eve biraktirmasaydim. Benim bunun sorumlusu diyerek hemen kendini suçlamaya baslamis. Suçluluk duygusundan kurtulmak için teyzeden adresi almis, En azindan bassagligina gideyim bari diye düsünmüs. Ziyaret aglamakli ve de yasli geçmis. Ayrilma vakti geldiginde iyice havaya giren kiz, Bana oglunuzdan bi hatira verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmistim demis. Bunun üzerine anne içeriye gitmis, döndügünde elinde çocugun kaza günü üzerinde olan gömlek varmis. Üstelik de hala kanlar içindeymis gömlek. Dilek çok kötü olmus, gömlegin niye saklandigi ve niye ona verildigi anlamsizligina ragmen yine de kadini kiramayip almis kanli gömlegi. Ama eve gelir gelmez ilk isi gömlegi yikayip, ütülemek olmus. Bütün gece gömlege baka baka, zir zir aglamis. Sürekli de, Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm diye tekrar ediyomus kendi kendine. Artik aglamaktan bitap düstügünde gömlegi yastiginin altina koymus ve yatmis. Sabah uyandiginda kendini daha iyi hissediyomus. Ama yastigi kaldirdiginda bi de görmüs ki gömlek yine kanlar içinde. Inanamamis bu duruma. Heralde dün o kafayla iyi yikayamadim diyerek yeniden yikamis gömlegi. Ama ertesi sabah da hiç bi degisiklik yokmus gömlekte, yine kanlar içindeymis..
Hayal mi
Aksamlari çok yemek yedigimde zor uyur ve genelde kabus görürüm. Yemegi yine fazla kaçirmistim. Hiç karabasan görmedim. Ama bu yemege görürüm artik diye düsünüp uyumaya koyuldum. Sadece terliyor, bir o tarafa bir bu tarafa dönüyordum. Tam daldigim sirada, birinin bana baktigini hissettim -Biraz korkagimdir. - hemen irkildim. Odamin yarisi kadar bir gölge hafif hareketlerle bana dogru bakiyordu. En kötü yani ise bunun rüya olmadigini biliyordum. Elim lambanin dügmesini ariyordu ama bulamiyordum. Nefes alamadim ve bagiramadim. Elektrik dügmesini buldum ama açmaya çok korkuyordum. Gözlerim bana anlamsizca baktigina inandigim gölgeye dönüktü... Isigi açtigimda sandalyemin üzerine yigili elbiselerin, onlarinda üzerinde kedimin bana baktigini gördüm. Nede olsa hepsi birden kocaman bir soru isaretiydi benim için. Içim rahatlamisti. Kedimi sevmek istedim. Hirlayip yok olup gitti. Asabi bir kedi degildir. Bende tekrar yattim. Aniden tekrar birinin bana baktigini hissederek irkilip isigi açtim. Ayni manzaranin tekrari olmasi benim sinirimi bozmustu. Gülmeye basladim. Daha sonra sinirlerim yatissin diye kalkip bir kahve yapmaya karar verdim. 20 dakika sonra odama döndüm. Tüylerim diken diken olmustu. Kedim ayni pozisyonda hiç oynamadan duruyordu. Pencerem açik olmasina ragmen odamda agir bir koku vardi. O tatli kedimin hareketsizce gözlerimin içine bakmasi beni oldukça etkilemis olacak ki birden aglamaya basladim. Sinirlerim bozulmustu. Arkadasimi aradim. Hemen buraya gelmesi gerektigini ve sinirlerimin bozuldugunu söyledim. Döndügümde kedim yerinde yoktu. Koku arttikca artiyordu. Ama nereden geldigini anlayamamistim. Odayi aramaya basladim. Heryeri kokluyordum. Balkon tarafindaki camdan asagiya dogru bakarken hizla kapim çarpti. Hemen kapiya kostum fakat açmaya korkuyordum. Kapinin öteki tarafindan kedimin çikaramayacagi sesler duyuyordum. Kalbimin nasil attigini hala hatirlarim. Bagirmaya basladim. Koku, sinirbozuklugu o garip seslere bir de telefonun o yüksek sesi katilmisti. Derin bir nefes aldim, kapiyi açtim ve dogru tuvalete gittim. Yansimam beni ürkütmüstü. Sinirbozuklugunun verdigi yorgunluktan olsa gerek kendi yansimamin bana oyun oynadigini düsündüm.Tam bayilip kalacagimi sandigim sirada telefon tekrar çaldi. Açmaya cesaret edemedim önce. Sonra içeri gidip ahizeyi kaldirdim, kulagima dayadim... Telefonda arkadasimin sesini duydum. Gelemiyecegini söylerken, birden sesi degismeye basladi. Sanki sesi apartmandan ayni anda gelir gibi yakindan duyuyordum. Tüylerim ürpermisti. Ben hiç konusmadigim halde bana açiklamalar yapiyordu. Açikcasi saçmaliyordu. Bana ikide bir "gelmeyeyim ben, ama sana bisey olmayacak. O sadece alacagini alip gidecek." diyordu. Kedim etrafta gezerken normal sesler çikarip geziyordu. Eski tedirginligim kalmamisti. Neydi? Kedime ruh mu girmisti? Hayir. Ya kapi? Hava akimindan çarpmisti. Arkadasimin ise içmis olacagini düsündüm. Ama koku gerçekti..
Karabasandı
Ramazan ayinin ortalarindaydik. Ertesi gün oruç tutmak için sahura kalktim ve uykulu bir halde yemek yedikten sonra, henüz daha sogumayan sicak yatagima uzandim. Uykuya dalar gibi olmamla birlikte üzerimde bir agirlik hissettim. Gözümü açtim ve hareket etme çabalarim sonuçsuz kaldigini gördüm. Yatagimin bulundugu yerden yemek masasinda yemek yiyen annemi görmeme ragmen bir türlü hareket edememem, beni çok sasirtmisti. Vücudumun hiç bir noktasini hareket ettiremememin yani sira parmagimi bile kipirdatamamam beni iyice telaslandirdi. Çünkü daha önceden böyle bir olayla hayatim boyunca karsilasmamistim. Müthis bir güç harcamama ragmen hareket edemiyordum ve avazim çiktigi kadar bagirmaya basladim. Aman Allahim sesim de çikmiyordu. Yaklasik 3-4 metre uzakta olan anneme lütfen beni kurtar dercesine çirpinmalarima karsi bir türlü kendimi farkettiremiyordum. Artik dayanamayarak gözlerimi kapadim ve "Yeter artik ne zaman bitecek bu iskence? Yoksa ölecek miyim?" gibi düsüncelere dalarken, birden birinin elini omzumda hisettigim anda üzerimdeki agirlik bir anda yok oldu. Bagirarak gözlerimi korkuyla açtigimda omuzundaki elin anneme ait oldugunu görmenin rahatligiyla, yataktan siçrayisimin sesi tüm ev halkini ayaga kaldirmisti. Peki neydi o üstümdeki cisim? Bir insan uykuda olabilir ama gözleri açik asla.
Kara Büyü
Bir gün ev arkadasimla can sikintisindan kendimize bir büyü bulmayi ve bunu insanlar üzerinde denemeyi düsündük öyle saçmasapan bazi kelimeleri bir araya getirdik ve bunlari ezberledik. Bu sadece ikimizin bilcegi bir büyü olmaliydi. Ama ne için yapilmasi gerektigine karar veremedik ve yattik. Ertesi gece yilbasi partisi için aldigim cadi sapkasini basima taktim ve üzerime siyah biseyler giydim bir mum yakip isiklari söndürdük. Bu büyüyü diger ev arkadaslarimdan birine yapacaktim. Olayi önemsemesi için onu inandirdik ve konsantre olmasini sagladiktan sonra büyüye basladim ve bir gece önce uydurdugumuz sözcükleri söylemeye basladim. Büyü bittikten sonra isiklari yakip gülmeye basladik. Büyüyü uydurdugum arkadasimla Suleye büyüyü yaptigim arkadasim gülüyorduk o ise hiç tepkisiz oturuyordu. Iste tam o sirada birden gök gürlemeye ve simsek çakmaya basladi. Elektrikler kesildi. Yazin ortasinda havanin böyle birden patlamasi bizi hem sasitmis hem de korkutmustu. Bi müddet öylece jeneratörün devreye girmesini bekledik . On saniyede devreye girmesi gerekirken girmedi Biz de mum yaktik ve bütün gece korkudan uyuyamadik.Yagmur sabaha kadar yagdi. Sule ise ateslendi ve ailesini çagirmamizi istedi. O gün ögrendik ki jeneratör bozulmus. Aksama dogru Sulenin ailesi geldi ve onu kayseri deki evlerine götürdüler.Bir ay sonra da gelip esyalarini aldilar ve Sule bir daha ne geldi ne aradi. Aradan 4 sene geçmesine ragmen bu büyü sözcüklerini ne kadar unutmaya çalissam da bi türlü unutamadim. Bazen aklima gelince bisey olcak diye korkarim. |